29 Eylül 2009 Salı

..


gördüğüm ve görmediğim/bildiğim ve bilmediğim herşeyin ortasında bir yerde kördüğüm/kilitsiz anahtarsız açılımsız şifresiz,sorusuz ve anlamsız../içindeki küçük pencereden seyrettiğim uçsuz bucaksız alemde/sevimsiz ve tekdüze bir nokta kadar yalnız/uzayıp giden'de çırpınan,kendi içinde sadece kendisine saldıran,acısı içinde boğulan bir ceset kadar sağır ve umarsız/katı huysuz acemi bildiği en iyi şey susmak olan dilsizler kadar sessiz..ve yalansız/göbeğinde boğulduğu herşeyin aksine,girdaptan bozma, kötümser yanlarından sıyrılmış,kendine tedavide reçetesiz,ilaçsız/ şizofren paranoyak en kötüsü belki de ruhsuz,kalbi mengenede/duygusuz kavgasız çabasız,kesiklere rağmen kansız../bozulmuş çürümüş riyakar ilgilerin palavracı sahnelerinde/dekorsuz oyuncusuz müziksiz senaryosuz ve arsız../çamurdan balçık çirkin bilemediği herşeyi ortaya saçmakta usta,yalnızca saf açık ılık huzur dolu olmakta başarısız/beceremediği herşeyi,çabasız oluşturan herkesten çalmakta/sırıtkan ukala doyumsuz hırsız../ortasında herşeyin,kimsesiz evsiz barksız eşşiz dostsuz,hepsiyle birden/hepsinin içinde yapayalnız..

14 Eylül 2009 Pazartesi

..

narkoz sarhoşu,sabitlenemeyen bi vücut,baygın gözler,bi kilo kadar bi hafiflemişlik,üstünü giydiren bi adam,yeşil hastane örtüleri.. gördükleri epeyce flu,sallanıyor titriyor herşey,bembeyaz kesilmiş bi kadın,ondan daha beyaz bi adam. üstünü giydiren sevgilinin omzundan tutarken düşmemek için,dalga dalga yayılıyor herifin bedeninden kendisinin savsak vücuduna tüm acı..adamın acısı elle tutulur,adamın acısı madde halini almış,adamın acısı kaskatı.. bakmak istemediği halde gözüne çalınan kırmızı birikinti,'kimin kanı bu?' yankılanıyor büyüyor içinde,taşıyor kulaklarından..fısıltılar,belli belirsiz sesler duyuyor ya da belki hayal görüyor,ki ayırt edemiyor artık..kolyesini kasabın ofisine,yattığı teneşirin demirine asmışlar..bakıyor aptal aptal,uzanıp almaya takati yok,ondan ayık,herşeyin daha bi farkında olan -ne dayanılmaz bi his- gözleri ağlamaktan şişmiş 'sevgili' alıyor,asıyor boynuna,kadın tanımamış gibi adamın suratına bakıyor,adam gözlerini kaçırıyor,savaşın mağlubu olmanın utancıyla. bi saat evveli diz çökmüş yalvaran adam,'Yapma..ne olur gidelim buradan' diyen adam,iki parçasından birini burada tıbbi atık olarak bırakacak olan adam,hiç görmeyecek olduğu oğlunu bi çöp sepeti içine sonsuz uykusuna yatırıp,tüm bunlara rağmen sadece susuyor.. susuyor.. susuyor..

7 Eylül 2009 Pazartesi

yoktan seçmeli

gittiğimden bir kaç eksik gelirsem, kime borçlu olurum üstünü?

6 Eylül 2009 Pazar

rutin salak

kafasını taşla ezdiği piçlerin cenazesini kaldırmak yine ona düşer;aptal ve kani kadına. sabırla;renksiz,duyduğu,gördüğü,bildiği,hiza bozmadan gelen giden oynak eylemler sinsilesi,hız kesmeden orda burda,zaman zaman da kısmen yanında,orta boy bi zımbırtının zaruri promosyonu tadında yüzüne yüzüne vuran tüm edepsiz yalanlarla. hepsini birden kefenleyip toprağın altına sürmek ona düşer..yine..mezartaşlarına yine 'tutmadığım helebilmemkaçıncı söz' die yazdırır ve yine daimi bedduasını eder;'çürüsün karanlıkta!!' yürür gider yeni bir yanılgıya.

naylon aşk

dur burada,tam burada dur elinde plastik bi cesaretle.ufka doğru bakıp sahte ifadeler veren çokbilmiş avanaklar gibi,rüzgar essin savursun saçlarını şekil olsun,deniz kokusunu alma bu kez,yalan olsun yanındaki adam kaybolsun. büyük bi acı geçsin ayaklarının altından tırsaklığın sadece senin olsun,içtiği her neyse o kadar parlak gözlere sebep,içme sen gözlerin dolsun.. aldığın ne varsa geri ver hepsini,aldıklarından sonra o borçlu olsun. duyduklarını unut,yalanlarında boğulsun. ismini koyduğu saçma istekleri aldır içinden,kaybeden o olsun.

ihtar lan..

Almanya'dan kendim gelecek sayın bünye;içinde gereksiz bok püsür ne var ne yok boşalt benden söylemesi..

3 Eylül 2009 Perşembe


bişeylerin erken farkına varmış fakat inanmakta zorlanan biriyim,zihnime iteleyerek kabul ettirmeye çalıştığımda ise içeriden bi kuvvet hızla tekmeyi koyduğu gibi saçıyo oraya buraya..caymıycam lan!azimle dikdatörlüğe devam.

2 Eylül 2009 Çarşamba

yaz bi yere!!

hard pornonun giyinik hali hayat...

ayaküstü evrim part III

süpersonik bi mucit acaipötesi bi buluş yapsa misal. en başından o anına kadar üstünde ne kadar iz varsa teninin, hepsini gösterebilse sana.en mühimi hangileri olurdu ki?? ailenin bıraktıkları mı,arkadaşlarının ya da zamanında aşkla bağlı olduğun adamın/kadının vücudunda bıraktığı izler mi??gerçi bi de nefrete bıraktıysa yerini hissiyatın,silemeyeceğin bi daha görmeyecek olsan da o icadın sana bi kez oldun gösterdiği ve hep üstünde teninde -ki içinde kalanları saymıyorum bile- kalacak olması iğrendirir miydi kendinden?? yüzünde,ellerinde,göğsünde,kıçında,başında heryerinde parmakizleri,gitmiş olanın etiketi rahatsız eder miydi? görmeyip varlığını hep bilecek olduğun bizzat insan yapımı parmakizi materyalli dövmelerin,birgün tırnakların derini sökercesine kaşındırır mıydı seni?? o imzaları silmek üstüne yenilerini koymak için kim olursa olsun yeter ki unuttursun diye herhangi birine teslim eder miydin sekiz ortalı anatomi defterini??...

ayaküstü evrim part II

bak şimdi buradan. gördün mü? elbette gördün.. uydurduğun,yazdığın,oynadığın ve üstüne bi de aferin beklediğin herşey ya da hadi birazcık pozitif olalım çoğu şey diyelim, iflah olmaz bir biçimde, hazır ol söylüyorum; sadece gösteriş budalası iyimserliğinin ortaya koyduğu, üstüne üstlük oyuncu listen tastamam sanırken kendi başına sahnelediğin sahte bi yakın plan. sen bunu biraz hazmet ben gelicem sonra yine yüzüne yüzüne vurmaya..

ayaküstü evrim

içindeki edepsiz susarsa, daha iyi duyarsın belki.